Akbelen Ormanları’nın korunması adına mücadele eden Esra Işık, tutuklanmasının ardından önemli bir açıklama yaptı. Termik santrale kömür sağlamak amacıyla yok edilen ormanları savunurken gözaltına alınan Işık, tepkisinin adalet sistemine değil, ormanları yok etmek isteyen şirketlere yöneldiğini ifade etti. 13 Nisan 2026 tarihinde Akbelen Direnişi’nin 7. yılında, Limak şirketinin acele kamulaştırma yaptığı bölgelerde yapılan keşif çalışmaları sırasında gözaltına alınan İkizköy muhtarı Nejla Işık’ın kızı Esra Işık, 30 Mart 2026’da tutuklanarak, 300 km uzaklıktaki bir cezaevine gönderildi.
Esra Işık, Cumhuriyet gazetesine verdiği röportajda, “Bu mücadele benim köyüm ve toprağım için. Şirket şimdiye kadar sayısız hukuksuzluk yaptı. Danıştay’da acele kamulaştırmaların iptali için açtığımız davalar henüz sonuçlanmadı. Anayasa Mahkemesi’nde zeytin ağaçlarının kaderini belirleyen yasanın iptali için de başvurularımız beklemede. Ben sadece köyümü ve toprağımı korumak için bu yolda ilerledim. Ormanlar yanarken Akbelen’i nasıl savunduysak, burada da aynı kararlılıkla mücadele edeceğim” diye konuştu.
Işık, gözaltına alındığı olaya dair detaylar verirken, “Benim tepkim mahkeme heyetine değil, her şeyimizi elimizden almak isteyen şirketeydi. Tepki gösterdiğim araçta mahkeme heyetinin olduğuna dair hiçbir ibare yoktu. Jandarma’ya ‘burada keşif mi yapılıyor?’ diye sorduk, ‘Hayır’ dediler. Araç uzaklaştıktan sonra yanıma gelerek ‘Mahkeme heyetine tepki gösterdin’ dediler ve sonra tutuklandım” dedi.
Annesinin ve köylülerin direnişinin kendisine güç verdiğini belirten Işık, şöyle devam etti: “Mücadelemiz sürdükçe ben de güçlü kalacağım. Her gün köyümden haber almak için sabırsızlanıyorum. Gözüm arkada değil; köylülerim mücadelesine aynı inançla devam ediyor. Akbelen, bizim memleketimizdir. Sesimizi duyan herkesin Akbelen’e sahip çıkmasını, bu direnişi yalnız bırakmamalarını istiyorum. Kazanana kadar bu mücadele devam edecek. Biz bitti demeden bitmeyecek.”